"YAPAY ZEKA VE SİYASET 5.0" KONULU 17....

"YAPAY ZEKA VE SİYASET 5.0" KONULU 17.10.2026 TARİHLİ CUMARTESİ BULUŞMALARI ETKİNLİĞİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİK

18/10/2026

Ankara’da “Yapay Zekâ ve Siyaset 5.0” Söyleşisi: Dijital Çağda Siyasetin Geleceği Konuşuldu

 

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Ankara Şubesi’nde düzenlenen “Yapay Zekâ ve Siyaset 5.0” başlıklı söyleşide yazar Ali Osman Özdemir, yapay zekânın siyaset ve demokrasi üzerindeki etkilerini, algoritmaların oluşturduğu yeni güç ilişkilerini ve Türkiye’nin dijital bağımsızlık mücadelesini değerlendirdi.

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği (TDED) Ankara Şubesi, yapay zekânın siyaset ve toplum üzerindeki etkilerinin ele alındığı bir söyleşiye ev sahipliği yaptı. Yazar Ali Osman Özdemir, “Yapay Zekâ ve Siyaset 5.0” başlıklı konuşmasında teknolojik dönüşümün siyasetin işleyişini ve devletler arasındaki güç dengelerini değiştirdiğini belirtti.

Yapay zekânın icadının insanlık tarihindeki önemli kırılma noktalarından biri olduğunu ifade eden Özdemir, bu dönüşümün kör bir iyimserlikle ya da bütünüyle karamsar bir yaklaşımla değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Yapay zekânın sunduğu imkânların yanı sıra demokrasi, siyasal iletişim ve bireysel özgürlükler açısından ortaya çıkardığı risklerin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı.

Algoritmalar siyasetin yeni güç alanı

Yapay zekânın siyasi kampanyalarda giderek daha fazla kullanıldığını belirten Özdemir, seçmen davranışlarının analiz edilmesi, kişiselleştirilmiş siyasi mesajların hazırlanması ve kamuoyu eğilimlerinin öngörülmesi gibi uygulamaların siyasal iletişimi dönüştürdüğünü anlattı.

Dijital platformların artık yalnızca bilgi aktaran araçlar olmadığını, hangi bilginin görünür olacağını da belirlediğini ifade eden Özdemir, algoritmaların seçmen tercihlerini etkileme potansiyeline dikkat çekti. Filtre balonları, yankı odaları ve mikro hedefleme yöntemlerinin demokratik süreçler açısından yeni tartışmalar doğurduğunu söyledi.

“Dijital Leviathan” ve teknoloji şirketlerinin gücü

Konuşmasında yapay zekânın oluşturduğu yeni güç ilişkilerine de değinen Özdemir, dünyada yapay zekâ teknolojilerinin az sayıda büyük şirketin kontrolünde bulunmasının siyasi ve ekonomik bağımlılıkları artırabileceğini belirtti.

Bu durumu “dijital Leviathan”, “tekno-oligarşi” ve “dijital kartel” kavramları üzerinden değerlendiren Özdemir, geçmişte askerî ve sanayi teknolojilerinin belirlediği güç mücadelelerinde bugün veri ve algoritmaların öne çıktığını ifade etti.

Yapay zekânın doğru kullanıldığında daha katılımcı ve şeffaf bir yönetim anlayışına katkı sağlayabileceğini de belirten Özdemir, teknolojinin hangi amaçlarla ve kimlerin kontrolünde kullanılacağının önem taşıdığını vurguladı.

“Türkiye teknoloji tüketen değil, üreten bir ülke olmalı”

Söyleşinin önemli başlıklarından birini de Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki konumu oluşturdu. Dijital bağımsızlığın artık millî egemenliğin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini belirten Özdemir, ülkelerin kendi teknolojilerini geliştirmelerinin stratejik bir zorunluluk olduğunu söyledi.

Türkiye’nin Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi, yerli dil modeli çalışmaları, teknoloji yatırımları ve 2026-2030 dönemine ilişkin yapay zekâ eylem planını değerlendiren Özdemir, atılan adımların önemli olduğunu ancak küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşmak için çalışmaların hızlandırılması gerektiğini dile getirdi.

Özdemir, teknolojik altyapının güçlendirilmesi, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi, yapay zekâ okuryazarlığının yaygınlaştırılması ve yerli girişimlerin desteklenmesinin Türkiye’nin geleceği açısından belirleyici olacağını kaydetti.

“Bu dönüşümü kaçırma lüksümüz yok”

Konuşmasının sonunda yapay zekâ çağının yalnızca teknolojik bir yarış olmadığını, aynı zamanda bağımsızlık ve gelecek meselesi olduğunu vurgulayan Özdemir, şu değerlendirmede bulundu:

“Yapay zekâ çağında asıl meselelerden biri, teknolojinin üretici tarafında yer almaktır. Bir diğer mesele ise hangi akılla, hangi anlam dünyasıyla ve hangi insan tasavvuruyla teknoloji ürettiğimizdir.”

Türkiye’nin bu büyük dönüşümde kendi dijital ekosistemini oluşturması gerektiğini belirten Özdemir, ülkenin yapay zekâ çağının yalnızca tüketicilerinden değil, kurucularından biri olması temennisiyle konuşmasını tamamladı.

Galeri